Mesajlar Etiketlendi ‘Fenerbahçe’

Deja vu! Fenerbahçe: 1 – Trabzonspor: 1

16 May 2010

Ben Bu Filmi Daha Önce İzlemiştim

Hafta sonu, güneşli bir pazar günü. Uzun süredir beklenen gün geldi, kader günü. Maç saati geldi çattı, ancak akıllarımızda, 4 sene önceki Denizli faciasının tekrarlama olasılığı bir köşede duruyordu. Aksaray’da bir lokanta,  maç başlar ve olaylar gelişir…

Fenerbahçe’nin atak oyunu, kazanma hırsını ilk dakikadan itibaren belli etmişti, ki çok üst düzey bir tempoda geçen bu maçta gol olmaması mucize olurdu.  Lâkin kimse, gecenin bundan daha büyük mucizelere gebe olduğunun farkında değildi.

Dakika 14 olduğunda, Alex’in şutunu tamamlayan Güiza’dan gol geldi. Büyük bir sevinç…

1-0 Olsun Bizim Olsun

Daum’un bütün sezon boyunca gol attıktan sonra geri çekilme geleneği bu maçtada tabii ki bozulmadı. Aslında takım tam bir geri çekilme yaşamasada ve her ne kadar maçın 90 dakika boyunca bu yüksek tempoda oynanmasının imkansız olduğu gerçeğide önümüzde dursada Fenerbahçe için tehlike çanları çalıyordu. Özellikle Trabzon ani ataklarıyla çok fazla etkili olmaya başlamıştı, ki…

Dakika 23′te şaka gibi bir gol Fenerbahçe ağlarına gidiyordu.

Battı Balık Yan Gider!

Açıkça söylemek gerekirse Fenerbahçe’nin şuursuz ve organizasyondan uzak atakları maç boyunca sürdü. Trabzon kontralarla etkili olmaya çalışıyordu. Ancak kaçan golleri ne burda anlatabilirim, ne de izleseniz anlayabilirsiniz. Ceza sahası içinde toplara yaklaşık saatte 2 km hızla vuran Fenerbahçe oyuncuları saç baş yoldurmanın yanı sıra, tabak, bardak kırdırdı.

Son dakikalara giriliyordu maçta. Uzatmalar başladı, Fenerbahçe 1-2 net gol şansı daha yakaladı ama asıl olaylar bundan sonra oldu.

Bursa ile Konuştum Haberler İyi

Bir anda tribünlerde bir curcuna, Beşiktaş’ın 2-2 yi yakaladığı haberi. Lokantada herkes ayakta, sevinç çığlıkları, asıl komedi ise stadda. Bu habere balıklama atlayan futbolcular artık geri pas yapıp ceza sahasında top çevirmeye başladılar. Sağıma soluma bakınca herkes şampiyon olduk diye naralar atıyor ama ben ve babam olduğumuz yerde ne olup bittiğini anlamaya çalışıyoruz.

Maç bitiyor, personeller şampiyon olmuşçasına sahaya giriyor. Bunu gören ben, artık dayanamıyor ve kutlamalara katılıyorum. Staddan konfetilerde bırakılınca heralde doğrudur artık diyoruz ama Lig TV puan tablosu, titre ve kendine gel etkisi yaratıyor. Bursa’ya bağlanılıyor… Acı gerçek… Bursa Şampiyon…

5iva55por

02 Ara 2009

Not: Bu yazı 28 Temmuz 2009 Salı günü saat 16:47 sularında yazılmıştır.

Şimdi arkadaşlar kimse birbirini kandırmasın. Sivasspor‘un son 2 sezon ki başarısının tamamen büyük takımların kötü performansına bağlı olduğunu biliyoruz. Tabii ki Sivasspor‘da birşeyler yapmıştır ve bu başarıları yakalamıştır, öyle olmasaydı herhangi bir Anadolu takımıda bu başarıları yakalardı. Ama takımın önemli oyuncuları takımdan ayrıldıktan sonra ve bu önemli oyuncularında yerini doldurabilecek tatmin edici transferler yapamayan Sivasspor‘un Avrupa‘da başarısını beklemek ne yazık ki bir hayalden ibaret olacaktır.

Ben Sivasspor’un bu turdan eleneceği için memnunum, kaldı ki gruplara gitse bile ülke puanı diye birşey var. Averaj takımı olmasından çok şimdiden elenmesi benim kişisel görüşüme göre daha mantıklı. Belki gruplara kalsa belli bir maddi kaynak sağlanacak ama ülke puanı mı Sivas‘a kaynak mı sorusunun cevabı bana göre ülke puanı olur. Hem oraya Türkiye 2. si olarak gidiyor. Bu kadar da rezillik olmaz. Avrupa‘nın alt sınıf takımlarından Anderlecht‘ten bile 5 yediler yani. Yarın bir gün Liverpool, Barcelona, Inter gibi takımlardan 10 yerse ne olacak? Beşiktaş bile gitti 8 tane yedi. Yani bir takımın Avrupa‘da başarılı olabilmesi için önce Avrupa geçmişi olması gerekir. Ha, her takım kurulduğu andan itibaren tecrübelimi oluyor sorusuna ise bu tecrübe için bir alt yapı sağlanması gerek. Sivas bu altyapıyı sağlayamadığı gibi Avrupa’da umutta vaad etmiyor.

Ayrıca şunuda belirteyim, aslan gözünü açtı. Büyük takımlar artık ciddi transferler yaptılar ve son 2 seneye nazaran daha dikkatli ve titiz davranıyorlar lig konusunda. Taraftarın daha çok Avrupa‘ya önem verdiği Fenerbahçe‘de bile teknik direktör Christoph Daum çıkıp “Bizim için Lig 1. planda” diyebiliyor. Yani bu sene lig baya kızışacak. Ve bunu da şimdiden söyleyeyim, Sivasspor‘dan bu sene Lig’de başarı beklemeyelim. Onun için futbolcular üzerinde de baskı kurmayalım. Çünkü biliyorum ki herhangi bir başarısızlıktan sonra, gerek medya, gerek taraftar, gerek yönetim hem futbolculara hem de teknik direktöre ciddi bir baskı uygulayacak. Bu baskı sonucunda da büyük ihtimal teknik direktör Bülent Uygun istifa edecek ya da görevden alınacak. Bu da klasik Anadolu takımlarının düştüğü hatalardır ve bunlar tekrarlanacak. Başarı da hocasına sahip çıkan Sivasspor yönetimi, Sivas şehri, başarısızlıkta da aynı erdemi gösterirse büyük takım yolunda ilerliyor demektir. Çünkü Sivas’ta çapını bilmeli, bir kaç senede gözünü büyük hedeflere koyup kendilerini sıkıntıya sokmamalı. Herşey zamanla olacaktır.

Saygılar.

Güle Güle Meksika’lı

17 Kas 2009


(Resim Gaziantepspor’un resmi sitesinden alınmıştır.)

Hataların ve acıklı olayların üst üste gelmesi ne üzücü. Bir dönem Gaziantepspor ve Ankaraspor’da da forma giyen Meksika’lı futbolcu De Nigris’in ölümünü dün öğrendim. Performansını gerçekten beğeniyordum, takip ettiğimde bir futbolcuydu. Enke’nin ölmünden sonra benzer bir haberin gelebileceğini düşünüyordum hep. Geldi de…

Aklımda hep Fenerbahçe’ye attığı gol sonrası taktığı El Santo maskesiyle kalacak futbolcu. Güle güle sana.

İşte Böyle Her Sene Böyle!

25 Eki 2009

Ve bugün de bir Fenerbahçe – Galatasaray derbisi vardı. Maç Şükrü Saraçoğlu’nda heyecan maçtan saatler önce doruğa çıkmış vaziyette, maçı dört gözle bekliyoruz. Neyse arkadaşlarla kahveye beraber gidip izleyelim, izlemeyelim derken saat 18:40‘ı buldu ve tek gitmeye karar verdim. Gittiğim kahvede pek iyi anılarım yoktu, Ali Sami Yen’de bir Galatasaray derbisi kaybetmiş, bir de unutulmaz, şampiyonluk kaçırılan Denizlispor maçını izlemiştim. (Maç sonu bir alt kattan neşeyle ve tezahüratlarla ayrılan Galatasaray’lıların yüzü hala aklımdadır) Gittim, verdik 5 tl girdik içeri. 12-13 kişi var daha, iyi bir yer buldum, oturdum. Zaman geçmek bilmedi, mekân doluyordu ama maç başlamıyordu, bir de hakemlerin geç gelmesi buna eklendi… Neyse oyuncuların hazırlıklarını izlerken oyuncular bir anda kavgaya tutuştu, dedim tamam kafa göz yarılacak ama çok önemli birşey olmadı. Olay sonrası tekrar tekrar gösterilen Kazım‘ın Aydın‘ı savuruşunu ise tüm kahve alkışlarla destekledi.

Öyle böyle maç başladı ama Fenerbahçe öyle bir presle oynuyor ki gol atması işten değil. Kahvede de her an bir gol olup bağırabilecek bir potansiyel, bir kıpraşma var. Nitekim oldu da, sağdan Alex‘in kullandığı frikiği köşede zor kontrol edip çeviren Vederson ve Lugano‘nun golü atışı…Bir curcuna koptu gitti, “GOOOOLLL!!” bağırışları gittikçe yükselirkeeeen…DIŞARDAN ÇEVRİLDİ!

Ben alışkındım böyle şeylere, gol olunca asla sevinmez bir 5-6 sn durumu çözer, faul, ofsayt ya da herhangi bir şey olmadığını görüp işimi garantiye alınca sevinirdim. Ancak bugün gelen ilahi bir güç “sevin gitsin” dedi ancak sevincim kursağımda kaldı. Ben biliyordum abi böyle birşey olacağını.
Fenerbahçe inanılmaz bir presle oynuyor, Arda ve kanatlardaki Galatasaray oyuncuları topla buluşunca 2-3-4 Fenerbahçe‘li etraflarını sarıyordu. Maçın genelinde de böyle gitti diyebiliriz, Galatasaray oyununu oynayamadı Fenerbahçe ise çok iyi pres yaptı.

Dakika 12 soldan atak gelişiyor, Carlos içeri koşuyor ve ben anlamaya başlıyorum bu atak Carlos‘la gol olacak, derken Vederson ortalıyor, Carlos es geçiyor ve tıpkı seneler önce olduğu gibi Alex aynı yerden topu boş ağlara bırakıyor.

1-0

Sevinç bağırışları sarıyor dört bir yanımızı, bağırıyorda bağırıyoruz, alt katta oturan Galatasaray‘lıların üzerinde tepiniyoruz, kahve sahipleride çökme ihtimaline karşı bizi uyarıyor. Maçı izlemeye devam ediyoruz. İlk yarı öyle böyle Fenerbahçe‘nin üstünlüğüyle bitiyor ve bizde ter içinde su alıyoruz. 2. yarı başlıyor, Galatasaray‘da hafif bir kıpırdanma ama telaşa gerek yok. 50. dakikalarda bir atak gelişiyor ve Alex ustaca topu önüne alıyor, Leo Franco‘yu geçiyor derken yerde ve PENALTI!

Yine bir sevinç bağırışları, topun başında Alex, kimsenin tereddütü yok ki top ters köşeye gitmesin…

2-0

Çok geçmiyor, 4 dakika sonra bir korner, Arda kullanıyor, bir kafa vuruşu, Volkan zorda olsa tutuyor ama şans Fenerbahçe yanında değil. Hakan Balta kolaylıkla topu ağlara yolluyor.

2-1

Golden hemen sonra gol yenmesi herkesi üzüyor ve sıkıntılı dakikaların başlayacağını herkes kavrayabiliyor. Çünkü skor oldukça handikaplı. Galatasaray ataklarını geliştiriyor, oyuna Kewell giriyor, ataklar sıklaşıyor ve bir Keita – Roberto Carlos ikili mücadelesinde yumruklar konuşuyor. Keita kırmızı kart görürken Carlos‘ta sarı kartla cezalandırılıyor. Biz Fenerbahçe‘liler artık rahatlıyor, karşılıklı ataklar geliştiriliyor, Vederson ve kanat oyuncuları yorgun ama hala iş yapabilecek vaziyette. Uzatmalar geliyor +4 veriliyor. Tribünlerde “üç, üç, üç, üç” sesleri ve sonrasında bir frikik, kahvedekiler Carlos‘u anıyor. Ve topun başına o geçiyor, derken bir pas ve top Santos’ta, içeri ortalıyor Güiza‘yı aşıyor, ama arkada Gökhan Gönül var, ön direğe ortalıyor ve Güiza harika bir topuk hareketiyle topu ağlara bırakıyor, herkes rahatlıyor ve bir Galatasaray derbisi daha kazanlıyor…

3-1


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.