teklifini reddettiğim bir insanın facebook, twitter gibi sosyal ağlardan isim vermeden de olsa beni kötüleme, “şerefsiz” yerine koyma çabalarına giriştiğini görmek artık yeteri kadar şaşırtmıyordu beni. bu da hayatın bir parçasıydı ne de olsa. öylece kabullenmiştik…
hele ki şairlerden, can yücel’den falan alıntı yapma girişimleri de olmuşsa, seyreyleyin gümbürtüyü. alttada hiç tanımadığınız arkadaşları sizin hakkınızda kötülemelere katılmış. “evet şekeriim o çocuk aynen öyle valla” tipi yorumlarda bulunmuş. ancak yaşam öyle bir raddeye gelmiş ki bunlar bile eskisi gibi acıtmamakta bizi. zaten iki üç kaşarın yorumları niye bizim canımızı sıksın? (oh lafı geveleyip duruyordum, edeceğim hakareti ettim, mutluyum)