”…ve sonra tanrıya sordum; Neden? başlıklı yazılarda yaşanmış anılarımı (yaşanmış anı? evet becede garip oldu) anlatırım. bu yazılarda “neden böyle oldu?” sorusunun cevabını aramaktansa “ben bunu hak edecek ne yaptım leaaan!” şeklinde kadere serzenişlerde bulunulmaktadır.”
lise 1′deyim. ortaokuldan sonra alışılmaya çalışılan lise ve ergen ortamına kaynaşma olayı aşılmış, okulun sonları yaklaşmaktadır. uzun boylu olmasının bir sonucu olarak öğrencilik hayatını hep arka sıralarda geçiren bendeniz yine bir edebiyat dersinde duvar kenarındaki arka sırada yerimi almışım. edebiyat kritik bir ders, lakin hep tek maçtan yatan kupon misali klişe bir şekilde dersin ortalaması 44 gelmekte. o 1 puana ihtiyacım var ne olursa olsun, o sınıfı geçmeliyim.
neyse, hoca o ders masasında oturmuş, sınıfı kendi haline bırakmış, ve not defterine sözlü notlarını yazmakta. (hoca dediğimiz zat-ı muhterem bildiğiniz saftirik bir tip olmakla beraber dönem boyu sözlü notu almak için önünde “hocam ben dostoyevski okuyorum yuaa” nidalarıyla baya takla attığım olmuştur.)
derken sıra bana gelmekte, hoca not defterinde bir benim resmime bakıyor, bir de bana bakıyor. bende şirin görünmek için güzel güzel göz kırpıştırarak sırıtıyorum kendisine. olaylar bundan sonra gelişiyor, öğretmen masasının önünde oturan benim 2 fırlama (o dönemlerdeki kankalarım) arkadaşım başlıyorlar hocayı gazlamaya;
arkadaş 1: hocam onun ortalama 44 geliyo’
hoca: hmm evet, nasıl bir tip bu çocuk ya, versem mi 1 puan
arkadaş 2: yok hocam yaa baksanıza arka tarafı hep bu konuşturuyor, şuna bakın, hep bu bozuyor sınıfın ortamını
arkadaş 1: evet hocam şu tipe bakın, şu bakışlara, resmen KATİL TİPİ VAR HERİFTE!
hoca: hmmm evet… doğru söylüyorsun.
…
karne günü gelir, ele güzel bir biçimde karne alınır. direk edebiyat notuna bakılır, edebiyattan kalınmıştır. yetmemiştir, üstüne bir de sınıfta kalınmıştır. katil tipim yüzünden ayrımcılık yapılmıştır. halbuki bakışlarımda çok karizmatiktir.
 |
| o dönemlerden kalma bir resmim – bobiler.org |
not: o 2 fırlama arkadaşla hala çok sık bir biçimde görüşülmektedir, kendileri hala çok yakın arkadaştır. ve bu olayı her defasında büyük bir gururla çevreye anlatmaktadırlar.
not2: edebiyat hocasını mezuniyette vurdum, öldü.