Ocak, 2010 için Arşiv

İstanbul’da Kar!

25 Oca 2010

Son 2 gündür İstanbul’da kar yağma durumu var. Ve geçtiğimiz bir kaç sene içindeki en büyük kar yağışı. Yataktan kalktım, ev ahalisi bana kar yağdığını bildirdi. Hemen koştum balkonu bir baktım her yer bembeyaz. Nihayetinde 2-3 yıldır İstanbul’da beklediğimiz kar yağmıştı. Ama nedense yarı yıl tatilinin hemen ertesi günü. (???) Açıkçası kar yağışının zamanlaması bana kötü geldi, ne olurdu da bir kaç hafta erken yağıp okulları tatil ettirseydi. (:

Kar yağışının bizler için belli bir eğlenceli tarafı var tabii ancak İstanbul ve onun meşhur trafiği, yolları vs. için olumsuz etkileri ise oldukça fazla. Belediye hala asfalt tuzluyor bir kere. Nedense bu basit hava olayları karşısında çok hazırlıksızız.

Herneyse, çıktım balkona aldım kamerayı elime, fotoğraf, video vs. çektim;

Nokia 5800 XpressMusic

21 Oca 2010

Alalı hemen hemen bir ay oldu ve bende izlenimlerimi paylaşmak istedim.

Öncelikle internette telefon hakkında fazlasıyla şey yazılıp çizilmiş ben hepsine değinerek yazıma giriş yapmak istiyorum. Telefon hakkında herkesin bir fikri var, kimi piyasadaki fiyat kalite açısından en iyi telefon diyor, kimi oldukça sorunlu, vasatın altında buluyor. Ben öncelikle telefonla ilgili dillendirilen sorunlarla başlayayım;

Nokia 5800 XpressMusic Kasa Açıklığı

Bu bir sorun mu değilmi bilemiyorum. Bazı yerlerde okuduğum kadarıyla kasanın Nokia teknik servis ekibince daha kolay açılabilmesi için kasıtlı olarak bırakılan bir açıklık. Ancak internette çok çeşitli sonuçlarada bağlanmış. Toz girmesi, ses çıkışı veya konuşmada kalite bozukluğu takılmalar vs. Telefonun kapatma düğmesinin altında kalan bölümde hafif bir açıklık var. Bu kapak oraya tam oturtulmamış gibi görünüyor ancak dikkatli bakılmadığı ve el ile o bölgeye bastırılmadığı sürece farkedilecek bir açıklık değil. Kullandığım cihazda da bulunuyor ve neredeyse bulunmayan versiyon yok gibi. İlk versiyonlarda vardı yeni versiyonlarda yok olayıda doğruluğunu yitiriyor. Şuana kadar benim için herhangi bir sorun oluşturmuş değil.

Dokunmatik (!) ‘BASMATİK’ Ekran

Yine internette okuduğum kadarıyla senelerce (!) iPhone kullanmış insanlar dokunmatik ekranı beğenmemekteymiş. Dokunmatiğinin iPhone’la kıyaslanması bana oldukça saçma geldi ama zaten sadece dokunmatik değil telefon her yönüyle kendisinden şuan için 2-3 kat daha pahalı ve masraflı cihazla karşılaştırılıyor. 5800 XM ve iPhone’un dokunmatiğini ayrı tutmak lazım. Ben şuana kadar rahat kullandım ve herhangi bir alışma zorluğuda çekmedim. Ancak yinede dokunmatik ekranı eleştirilere maruz.

Fiyat

Telefon ilk çıktığı zaman 800 TL civarı bir fiyata sahipti. Tabii ki Amerika’ya kıyasla ülkemizde oldukça pahalı. Ancak telefon fiyatının bir anda 300 TL düşüp 500 TL lere gerilemesi telefonu 800 TL fiyatla alanlar için hem bir şok hemde bir kızgınlık etkisi yarattı. Fiyat hala düşmekte gibi. Almayı düşünenler doğru zamanı beklemeli diye düşünüyorum.

Telefonla ilgili sorunlar internette genelde bu başlıklar altında toplanmış. Ben telefonla ilgili genel notlarımı belirteyim;

*Telefon bir multimedya telefonu. Zaten adından da anlaşılıyor. 3.2 mp kamerası yeterli ışık gören ortamlarda gayet iyi çekim yapabilmekte. Ancak karanlık ve flaş gerektiren ortamlardaki resim kalitesi çokta iyi değil. Video modu ise oldukça net ve akıcı. Ancak bazen takılmalar yaşanabiliyor.

*Ses çıkışı gerçekten yüksek ve kaliteli. Söylenenlere göre de bir laptop la kıyaslanabilir.

*Dokunmatik ekran hiç kullanmamış olan ben herhangi bir zorluk yaşamadım bu konuda. Alışması kolay bana göre.

*Açıkçası pili konusunda başarısız gibi. Şuanda piyasadaki birçok telefondan daha iyi bir pile sahip ama neticede bir multimedia telefonu ve benim pil sürem 1 günü aşamıyor.

Xenon Paradoksu

14 Oca 2010

Biraz paradokslar üzerine araştırma yaptım. İlgi çekici bir konu gerçekten. Paradoks en basit haliyle kısır bir döngü. Tabii bu tanım genişletilebilirde. Ben ise sadece Xenon Paradoksu’nu anlatacağım;

Xenon Paradoksu’nu şöyle düşünelim, bir ok atılacak. Okun gideceği mesafeyi ikiye bölelim. Oku atalım, ok gideceği mesafenin yarısını tamamlasın. Okun ilk görevinin burada bittiğini farzedelim, ikinci görev diğer yarısını tamamlamak olacak. Diğer yarısınıda tamamlasın ok, ama bu sefer yine yarım bir mesefe gitmiş olacak, ok ne kadar giderse gitsin hep yarım mesafe gideceği için ok aslında hiçbir şekilde hareket etmeyecektir. Hep tamamlamak için yarım bir mesafe daha gitmesi gerekecek ama bu da hiçbir şekilde mümkün olmayacak.

Xenon’un aslında sadece bir tane paradoksu yok. Paradokslarıyla ünlü birisi zaten. Ben yalnızca bir tanesini yazdım, ilgilenenler olursa araştırabilir.

Umutsuz Olmak

07 Oca 2010

Şu günlerde anlıyorum ki, umutsuz olmak umutlu olmaktan çok daha mantıklı ve akıl kârı. Umutsuz olup kazanırsanız daha çok sevinir, kaybederseniz daha az üzülürsünüz. Bu sevdiğiniz kızın bir başkasını elde etmek için sizden yardım istemesi ve yardımı aldıktan sonra “çok sağol seni seviyorum” demesi gibi…

2010

03 Oca 2010

Yeni yıl. Herkes her sene başında olduğu gibi beklentiler içerisinde. Kimisi ise artık aşırı doz içkiden dolayı mı bilinmez ama “Dünya barışı, mutluluk, saadet diliyorum” moduna girmiş. 10 sene evvel 1900′lü yıllar bitti dendi, milenyum dendi, ışınlanacağız dendi, birşey değişmedi. Şimdi 2000′li yıllar bitti deniyor, Avrupa Birliği’ne gireriz deniyor, yıllardır süren “uçan araç” fantezileri devam ediyor. Çok mu gaza getiriliyoruz ne? Yeni yıl kutlamaları için Taksim’e gittik. Hani her sene “konser, eğlence” var denip 31 Aralık günü iptal edilen Taksim’e. Bu sefer yetkililer akıllılık yapıpı herhangi bir etkinlik düzenlememiş ama insan seli akmış yinede Taksim’e. Rezalet diz boyuydu Yeni yıl. Herkes her sene başında olduğu gibi beklentiler içerisinde. Kimisi ise artık aşırı doz içkiden dolayı mı bilinmez ama “Dünya barışı, mutluluk, saadet diliyorum” moduna girmiş. 10 sene evvel 1900′lü yıllar bitti dendi, milenyum dendi, ışınlanacağız dendi, birşey değişmedi. Şimdi 2000′li yıllar bitti deniyor, Avrupa Birliği’ne gireriz deniyor, yıllardır süren “uçan araç” fantezileri devam ediyor.

Çok mu gaza getiriliyoruz ne?

Yeni yıl kutlamaları için Taksim’e gittik. Hani her sene “konser, eğlence” var denip 31 Aralık günü iptal edilen Taksim’e. Bu sefer yetkililer akıllılık yapıpı herhangi bir etkinlik düzenlememiş ama insan seli akmış yinede Taksim’e. Rezalet diz boyuydu tabii, yeni yıla girerken bir baba hindi falan söylediler. Tekrardan anladık ki yılbaşında Taksim gidilebilecek en son yerlerden. Ha, klişe olarak sıcacık evinizde oturunda demiyorum ama, en mantıklısı geliyor insana evde oturmak.

Bu arada bir kaç sokak boyunca koşturup camlara ve bir kaç kez evin içine tıpkı geçen seneki gibi yumurta atan bizdik.

Mutlu yıllar (:


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.